myspace




Gönül Bahçesinden

Image Hosted by ImageShack.us

31/1/2007 - tanrı ve şeytan

Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar; Var olan her şeyi
Tanrı mı yarattı?

Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.- Evet her şeyi Tanrı yarattı!

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine "evet efendim" diye yanıtlar.


Profesör devam eder;


- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan varolduğuna göre şeytanı da
Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız "Kesinleştirme"
prensibine göre de Tanrı şeytandır.


Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise
öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu
kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.


Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve - Bir soru sorabilir miyim profesör?
der. Profesör de sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar ve "Soğuk var
mıdır"? diye sorar.

Profesör;

- Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır, diye yanıtlar. "Sen hiç soğuktan
üşümedin mi?

Öğrenci;


- Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda realitede biz soğuğu
sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa
veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460

derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm
maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk

yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için

yarattığımız bir kelimedir, der ve devam eder,

- Öğrenci, karanlık var mıdır?
Profesör ;
- Tabi ki vardır.

Öğrenci yanıtlar,
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü, karanlık da yoktur.Yaşamda
/realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama
karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz
ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz.
Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir mekanı
aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli
bir mekanın / uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz?
Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık
tarafından, ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir kelimedir. Son
olarak öğrenci profesöre gene sorar;

- Efendim şeytan var mıdır?

Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;

- Tabi ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz. Şeytan
/kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği
insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda,
şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de
değildir, der.

Öğrenci devam eder;

- Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak
tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın
tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir.
Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan / kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde

duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın
olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.

Profesör yerine oturur.


Genç öğrencinin adı ALBERT EINSTEIN'dır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

myspace

Image Hosted by ImageShack.us

28/1/2007 - Çocuklarda Öz Saygıyı Geliştirecek 20 Yol

Çocuklarda Öz Saygıyı Geliştirecek 20 Yol

Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve üretme
yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki
başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen
aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. New York'lu
psikolog ve gençlik terapisti Prof. Dr. Barbara Berger'e göre öz
saygı, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır.

Yüksek öz saygıya sahip olmak, çocuğun hem sevgi dolu hem de
yetenekli olmasını sağlamaktadır. Çocuk, değerli olduğuna
inanmalı, bir şeyler önermeli ve kendi kendisiyle ve çevresiyle
barışık olmalıdır. Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini hissetme
derecesi, gelecekteki yaşamında onu her alanda etkileyecektir. Aynı
zamanda da, çocuğun yaratıcılık yeteneğini, diğerleriyle
ilişkisini ve başarılı olmasını belirlemede önemli bir faktör
olmaktadır. Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini
oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi
için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı
geliştirecek 20 yol bulunmaktadır.

1
Şartsız Sevgi Göstermek
Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul
ettiğinizi bilmesini sağlayın. Ev ona göre için, risk ve
tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi için, emniyetli
bir yakıt alma istasyonu gibidir. Mesajlarınız "Seni seviyorum -
odanın kirli olmasına rağmen, kız kardeşin kadar atletik olmamana
rağmen, notlarının çok iyi olmamasına rağmen, yaptıklarından
hoşlanmama rağmen - hala seni seviyorum" olmalıdır. Onu hala
sevdiğinizi göstermek ve çocuğunuzun yanlış davranışını
düzeltmek için, onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe
başlayabilirsiniz. Örneğin, odası karma karışıksa ve sadece
yatağını toplamış ise ona "Gerçekten yatağını topladığına
çok sevindim. Şimdi senden istediğim şey masanı temizlemen" diye
ifade edin.

2
Sinirli Olmanızdan Sorumlu Olduğunu Belirtmek

4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin
beşiğine fırlattığı için sinirlisiniz. Onun böyle bir
hareketinde sinirinizi ona nasıl aktarırsınız? Prof. Dr. Thomas
Gordon'un önerdiği en basit mesaj "Ben" mesajıdır. "Sen kötü bir
çocuksun!" ya da "Sen aptalsın!" yerine, "Sen böyle yaptığında,
ben ............../............ hissediyorum","Sen oyuncaklarını
attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar
verebilirdin" diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun
çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik
olduğudur.

3
Açık İsteklerde Bulunmak

Çocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesini sağlayın. Bu ona
alternatif davranışları öğrenmesi için bir şans verecektir.
Örneğin; "Oyuncaklarını kardeşinin beşiğine atmamalısın. Bunun
yerine o uyandığında ona trenini gösterebilirsin" şeklinde bir
açıklama yapılmalıdır. İstekleri ona açıkca belirtmek, ondan ne
istediğinizi anlamasını kolaylaştıracaktır.

4
Dinlemeyi Öğrenmek

Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye
değerdir ve böyle yapmak çocukların öz saygılarını
artırmaktadır. Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten
ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun
olacağınızı söyleyin. Gordon'un bir başka tekniği olan "Aktif
dinleme"de, çocuğunuzu yanınıza çağırıp onu duyduğunuzu ve
onun ne söylemeye çalıştığını anladığınızı ifade edin.
Mesela 7 yaşındaki bir kız çocuğu şöyle diyebilir:

Kız: "Baba sana çok kızgınım ve bir daha odama girmeni
istemiyorum".
Baba: "Sen gerçekten çok kızgınsın öylemi hımm".
Kız: "Evet çünkü sen beni kaymaya götüreceğini söylemiştim ama
artık çok geç".
Baba: "Oh, anladım. Çünkü seni dışarıda kaymaya götüreceğim
konusunda söz verdim ve bu sözü tutmadım. Gerçekten üzgünüm.
Çok geç vakte kadar çalıştım ve seni aramayı da unuttum. Bunu
yarına alabilir miyiz?"

Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden
görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem
verildiğini anlamaktadır.

5
Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak

Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onları
reddetmektense ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi
çözümünü bulmasına izin verin. Oğlunun canavarlardan korktuğunu
öğrenen bir babanın yaklaşımı aşağıda verilmiştir.

Oğlan: "Baba yatağa gidemiyorum. Çünkü odamda canavarlar
gizleniyor".
Baba: "Gel bakalım belki canavarlarla arkadaş oluruz. Canavarlar ne
yemekten hoşlanıyor biliyor musun?".
Oğlan: "Belki tatlı, bisküvi seviyordur".
Baba: "Bu hoşlarına gidebilir. Gel canavarlara yemek koyalım.
Canavarlara ne istediğini sor? Neden sormuyorsun?".
Oğlan: "İnsanları korkutmak istiyor".
Baba: "Neden?"
Oğlan: "Güçlü hissetmek için"
Baba: "Eğer onunla arkadaş olursan sana ne yapabilir?".
Oğlan: "Beni koruyabilir."
Baba: "Bana iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor ya sana?".
Oğlan: "Evet."

Bu diyalog sayesinde aileler, çocuğun duygularını ya da neye
gereksinimi olduğunu öğrenmekte, çocuk artık canavarın kendisine
fazla tesiri olmayacağını görerek daha pozitif düşünmektedir. En
önemlisi de çocuğun canavara yansıttığı gücü kendine
çevirmesidir.

6
Çocuğun Varlığını Kabul Etmek

Annelerin zaman zaman söylenmelerinin hatta jestlerle bile "keşke
çocuk doğurmasaydım, o bir yük ve artık dayanamayacağım" diye
ifade etmelerinin yanlış olduğu, özellikle bu gibi mesajlar sık
sık tekrar edildiğinde çocuğun istenmediği ve kendisine değer
verilmediği duygusuna kapılacakları uzmanlarca hatırlatılır. Bu
durum özellikle evdeki yeni bebekle ilgili olmasına rağmen,
annelerin bu yakınmaları uyumlu bir çocuğun bile istenmediğini
düşünmesine neden olmaktadır. Böyle zamanlarda çocukların özel
bir ilgiye ihtiyaçları vardır. Aileler yakınları tarafından
desteklenmeli ve yaşantıdaki çocuğun varlığına değer
verilmelidir.

7
Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak

Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir
davranışta bulunduklarında da onaylanmak istemektedirler.
Yaptıkları, hergün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini
artıran yaptıklarının onaylanmasıdır. Çocukların sevgi ve
yeteneklerini onlara hatırlatan bazı etkinlikler aşağıda
sıralanmıştır.

*Disiplin içermeyen tüm ailecek yenen bir akşam yemeği. Herkes o
gün birbiriyle başardıkları, öğrendikleri veya hissettikleri
güzel şeyleri paylaşabilir. Örneğin; "Okula zamanında gittim"
veya "Bir kurbağa buldum". Ebeveynler de bu etkinliğe katılarak
çocuklarının başarılarını onayladıklarını gösterebilirler.
Sorunları olan çocuklara bu arada "Bugün seni müthiş bir şey
yaparken gördüm. Ayakkabını giydin ve bağcıklarını kendin
bağladın." diyerek teşvik edilebilir.
*Yine yemekte, sırayla herkesle ilgilenilir ve diğerleri onun nesini
sevdiğini, hoşlandığını ve takdir ettiğini söyleyebilir.
Örneğin; *Senin öğrendiğin yeni şarkıyı çok seviyorum." veya
"Bu sabah söylediklerin gerçekten beni etkiledi".
*Çocuğunuzun odasına, banyodaki aynaya veya beslenme çantasına
ufak kağıtlara çizilmiş küçük resimler ya da yazılmış sevgi
mesajları konulabilir.
*Çocuğunuzun yatağının baş ucuna onun yapmayı sevdiği bir
etkinliği içeren (örneğin oyun oynadığı veya ata bindiği) ve
ailenin topluca yer aldığı iki fotoğraf konulabilir. Böylece
çocuk her gece becerikliliğini ve sevdiklerini hatırlayacaktır.

8
Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek

Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber
uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli
olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı
edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş
yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve
oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve
yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız
zaman harcamak için çaba sarfetmelisiniz.

9
Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek

Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri
üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu
yardım, "Sen bunu yapamazsın. Sen yeterince iyi değilsin"
mesajlarını verebilir, ki bu da çocuğun kendine olan saygısını
azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet
edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca çocuklara, problemlerini çözmek ve
kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir.
Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden
gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir. "Hadi
bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin görelim?"
denilebilir. Ya da direkt olmayan tavsiyelerde bulunulabilir. Örneğin
"Baş parmağını ilikten geçirirsen, daha kolay
düğmeleyebilirsin".

10
Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek

Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve
kitapların kontrolünü elde tutarlar. Örneğin; bir eşyasının
atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o
oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde,
çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir. Bu nedenle
eşyalarını atmadan önce ona sormalısınız.

11
Çocuğun Düşüncelerine Saygı Göstermek

Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun
duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu
düşünmesini sağlayacaktır. Partiye giderken ne giyeceğinizi ya da
öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz. Tabii her
zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden,
onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini
açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını
anlayabilecektir.

12
Çocuğun Yeteneklerini Kabul Etmek

Her yeni beceri ve başarı, onun yetenekli olduğu düşüncesini
kuvvetlendirmektedir. Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı
kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır.
Ayrıca ebeveynler, onlardan bazı şeyleri kendilerine öğretmelerini
isteyebilirler. Yeni bir bilgisayar oyunu oynamayı veya bir
sihirbazlık numarasını öğretmesi istenebilir, buradaki mesaj
açıktır: "Sen yeteneklisin." Bazı şeyleri yaparken onun yardımı
istenebilir. Örneğin; akrabalara hediyeler hazırlarken fikri
alınabilir ya da bir çalar saat yardımıyla sabah kendi kendine
uyanabilmekte yeterli olduğu gösterilebilir. Çocuğunuzun notları
çok kötü olmadıkça, onun başka başarılarının ve
çabalarının olduğunu kabullenmesi sağlanabilir. Örneğin;
matematikte zayıfsa, fakat ödevlerine özen gösteriyorsa ya da
sizden özel yardım istiyorsa, onun çabaları dikkate alınmalıdır.
Ayrıca, akademik başarısı iyi olmayan bir çocuğun, atletik ya da
artistik başarısı iyi olabilir. Onu bu yeteneklerinden dolayı
övmek ve cesaretlendirmek gerekmektedir.

13
Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek

Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun
tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynler, çocukları
için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat
onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince
iyi olmadığı mesajını alacaktır.

14
Çocuklara Önemli Olanın Vücutları Olmadığını Öğretmek

Çocuklar büyürken, yüzlerindeki sivilcelerden veya çillerden
rahatsız olmaktadırlar. Ebeveynler, onlara vücudun sadece bir paket
olduğunu, gerçek hediyenin içeride olduğunu yani kişiliğin
varlığını anlatmalıdırlar. Onların başlarına gelen bu tür
problemlerin anlaşıldığı ve o yaşlarda başımıza geldiği,
fakat bu tür şeylerin geçici ve kontrolümüz altında olduğu
belirtilmelidir. Eğer çocukta kilo veya deri problemi varsa bile, onu
nasıl görünürse görünsün sevdiğinizden emin olmasını
sağlamalısınız. Eğer çocuk görünüşü ile ilgili bir şeyler
yapmak istiyorsa ona yaşantısını değiştirmesini destekleyecek bir
şekilde yardım önerilebilir. "Kilondan şikayet ediyor gibi bir
halin var. Eğer ilgilenirsen, bu konuda yapabileceğin yeni bir
şeyler duydum". Ama "Hayır, teşekkür ederim" cevabına da hazır
olunmalıdır. Eğer kabul ederse, onu bir diyet ya da eksersiz
programı takip etmesini sağlayarak destekleyebilirsiniz.

15
Çocuk İçine Kapanıksa Yardım Etmek

Çocukların bazı bozuk ya da sözel olarak rahatsız edici
davranışları onların kendilerine saygıları hakkında ciddi
mesajlar verebilir. Böyle zamanlarda ebeveynler, sevgiyi ve
gerçekleri sunarak yardımcı olabilirler. Onları ciddi bir şekilde
dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra ne söylemek
istediğinizi anlatmalısınız. Örneğin; çocuğunuz, "Ben çok
aptalım, hiçbir şeyi doğru yapamıyorum" dediğinde, "Aptal
olduğunu düşündüğünü biliyorum, ama seninle aynı görüşte
değilim. Belki, bazı şeyleri öğrenmek için daha çok zamana
ihtiyacın var, ama biliyorum ki, sen de yeteneklisin. Hatırlasana,
oyuncak kamyonunu nasıl da tamir etmiştin? Bu, yaratıcılığı
gerektirir." diyerek cevap verebilirsiniz. Bazı ebeveynler, çocuğun
güvenini tekrar kazanmasını sağlamak için kişilik özelliklerini
kullanmada oldukça duyarlıyken bazıları da çok iyi bir
dinleyicidirler. Tepki her ne olursa olsun, çocuk sevildiği ve
yetenekli olduğu üzerinde durularak ikna edilmelidir.

16
Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek

Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda, kendine
saygının gelişmesine yardım etmektedir. Çocuklar sözel olmayan
davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara "seni
seviyorum" demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak
belli edilmelidir.

17
Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak

Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat
edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla
kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe
olduğuna inanmasına da yol açacaktır. Her zaman onunla konuşurken,
yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize
çıkararak göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın
bir iletişimi sağlayacaktır.

18
Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak

Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka,
davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar.
Örneğin; çocuğa, çok sinirli olarak yüzüne bakmadan "seni
seviyorum" demeniz ya da korktuğunda, gece yanınıza gelebileceğini
söyleyip geldiğinde kızmanız onu çelişkiye düşürebilir.
Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Kızarken, kızgın
olmadığınızı söylememelisiniz. Çocuğa model olunmalı, ona
söylediğinizi siz de yapmalısınız. Fikir birlikteliklerinizi ifade
etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız. İstekleriniz ve
kurallarınız açık olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne
düşündüğünüzü söylemelisiniz. Sözlerinizle vücut dilinizin
birbirine uymasına dikkat etmelisiniz.

19
Duygularınızı Çocukla Paylaşmak

Ebeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile
paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul
etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır. Çocuklar, anne ve
babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları,
nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey
olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha
yakından tanıyacaklardır. Aile hikayelerini çocuklarla paylaşma,
kendi kökleriyle gurur duymalarını sağlayacaktır.

20
Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak

Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara
söylemelidir. Böyle yaparak duyarlı, şiirsel olan çocuğa
yaratıcı olma ve kendini dile getirme fırsatı; oldukça uzun boylu
bir kız çocuğuna yeni spor dallarının kapısını açma, kariyer
ve moda fırsatı verilebilir.
Çocuklarda kendine saygıyı geliştirme, üstesinden gelinemeyecek
bir iş değildir. İki önemli parçası olduğu- sevgiyi ve
yeteneğini hissettirme - akıldan çıkarılmamalıdır. Ve tabii ki,
her iki duyguyu besleyecek şekilde davranılmalı ve konuşulmaya
çalışılmalıdır. Ebeveynlerin mükemmel olamadıkları ve en
iyisini yapamadıkları zamanlar vardır. Fakat en önemlisinin, bir
çocuğun sevgiyi düzenli aralıklarla alması olduğu
unutulmamalıdır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

myspace

<- Sonraki Sayfa ->

Sık Kullanılanlara Ekle

Hakkımda

Eğitim ve Yaşam Üzerine...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
windy'nin dünyası
Öğretmenim
Sabah Rüzgarı
selçuk
Şiir Dünyamız
Resim Galerisi
Forum

Arkadaşlarım

myspace

Free Hit Counters